29 Temmuz 2010 Perşembe

Defter'den 9.12.2005

Delilemeler I


Bir yalancı mumun sönmesi gerektiği zaman, iki kişilik de bir tören. İpin üstünde çınlayan kulak ve heceli bir ismin son karesindeki sönen mumun güzelliğidir, doğrucu için ipin üstündeki üçüncü olmak.
Silahlarımızı kuşanıp yatsıyı bekleyelim.
İpe ilk çıkan en iyimiz olsun ve bilelim en kötümüzün kazanacağını. İpe çıkmak ne kadar doğru olur, yatsıda mumun söneceği doğruysa !?
İp üstünde ilk adım:
Gözlerim sesimi boğuyor, yutkunuyorum, sallanıyor ip.
Yalandır, ipin üstünde üç kişi olduğum, doğruysa eğer yatsının akşamdan sonra geldiği.
Gerçek önümden geçse; mum diye üflerim, ortalık aydınken.
Derin bir sessizlik ve nefesler tutulur, trampet sesleri birbirini takip. Mum esintide sallanıyor. Hızlıca çok hızlıca durmadan sağa sola gidiyor.
Hızlanıyor trampet. Yatsıya az kaldı. Kimse uyuya kalmasın yatsıdan önce. Titreyen birşeyler var mumun dışında.!
İp gevşiyor, geriliyor, gevşiyor, geriliyor.. Mumun titremesinde saklıyor inceldiği yeri, ip
İkinci ipin üstüne tırmandı birinciyi beklemeden. En iyimiz o imiş aramızda. Yatsı oluyor. İncelen yer mumun üstünde. Mum incelen yerin altında. Doğruyu gerçek itiraf edecek. Dayanamadı, en kötümüz ipin üstünde. Göğüs göğüse çarpışıyor, en kötümüz. Trampet çoktan susmuş. Gevşemiş ip. Üçüncü ipin üstünde ortada kaldı, ne olduğunu anlamadan. İp inceldi mumun üstünde. Trampet zaten susmuş. Gerilen gevşeyen ipin altında mum. Titriyor fitili, hızlıca çok hızlıca. Bağrışmalar başladı. Yatsıya az kaldı. Az, ne zaman içerir bilmiyor kimse, bağırıyorlar.
Göğüs göğüse değil en kötü, arasında üçüncü var en iyiyle.
Mum bıraktı titremeyi, bağırmadı kimse bir anda. İpten en kötü düştü önce.
Trampet başladı vurulmaya. Sonra iyi arkasından. Dayanamaz üçüncü peşlerinden.
Gerildi ip, gevşedi ip. İpin ince yeri mumun üstünde. Sade sessizlik trampeti dinledi. Oldukları yerde canbazlar.
Herkes ağlarken yalancı girdi içeri, yatsıyı beklemeden. Trampet susmuştu zaten.
Bağırmaya başladı, kimseyi görmeden; gözleri dolu yalancı:
-Benim mumum değil bu..!!
Titredi mum, söndü mum, yatsıyı beklemeden. Kaybetti üç canbaz, ip kopmadan doğruyu.
Gerçekti yalancının son doğrusu.
Yalan olan incelen ipti mumun üstünde; titrediği de mumun; trampetin sesinde bağıranlarda. Bağırmayanlarda vardı, üç canbaz. Yalan, sırayla kötünün kaybetmeden düştüğü, kazanan üçüncünün olduğu, yalandı kötü olmadığı gibi.
Yatsı çoktan olmuştu, geç kalan yalancıydı.
İnceldi ip koptu ip söndü mum. Bağırdı herkes. Sustu yalancı. Kötü çıktı önce, arkasından diğerleri.
Ertesi sabah heryer mum. Kendi yalanıyla uyandı herkes.
Bağırdılar.

Kim'lik

Hangisini beğenirsin, ben olmadığını inandıran bir sen karşısında.
Olması gerekenlerin ipucunu taşır, kabullenmelerin peşi sıra yasalarda saklanan tutumlar. Ki hepsi 'KİM'ini kabullendiklerinle dikilir istasyonlarda. Yol, dağ bayır dolanır diyerek sevinilir, raydan dışa taşmazken. Geri dönülesi olursa; 'Ömür' denilsin diye.
Karşıgelir duraklarda, sırıtan selamsızlığıyla;
Kim-siz
Kim ise !?

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Kara'Batak

Batar..!
Çıkar..!

Battı.....

Çıktı......


Bat...............................




!! ???



!

.

Ceset'ler

Konuşuyorlar. Susuyorlar. Ağlıyorlar.
Gün geçmiyor ki ömür denen safsatada yeni dörtlükler yazılmasın ağızlarında.
Gülüyorlar. Yatıyorlar. Kalkıyorlar.
Pırıl pırıl bir bardak dudaklarında, ab-ı hayat salyaları.
İçiyorlar. Kusuyorlar. Yutuyorlar.
Gıpta edilesi bir döşek, üstünde zıplayıp durdukları gövde.
Alıyorlar. Satıyorlar. Kaçıyorlar.
Doldurdukça dökülen etleri var, keten beze sarılı.
Görüyorlar. Duyuyorlar. Sanıyorlar.
Gelip gittikleri yoldan ayrı adımları.
Ölüyorlar.
Yaşıyorlar.