Evet tanıdık gelen bir yanı var; kaçınılmaz kabul gerektiren. İnkar edilemez benzerliklerden bahsedilmese bile tepkilerin ne olabileceğini kestirebiliyorsun. Hatta itiraz etme hakkı bile veriyor sana. her gece sabahlayacağın yastıkta gözü var biliyorsun ama razı olmaktan başka çıkış yolu yok. 'Kim'liğini sorgulatıyor, izin veriyor. Sahip olduğu yetkilerle. Buyruklarda bulunuyar; eşit olma şansı verdiğine, sevdiğine, sınırsız güvendiğine dair. Yalanlığını dahi yüzüne vursan, hakikatten cevap veriyor.
......
Alışamadığım, yer yer tanıyamadığım yüzler. Şahsına ve yaşamsal öğretilerin kabullenilmişliğinden dolayı, insan oluşunu kabullendiğin yaratıklar. DÜnyadayız hala.. Yaşıyoruz, hayattayız kaygısı değil. Ne olduğunu sorgularken tutuklu kaldığın durumlar bunlar.
-Bu ne ?
-Domates.
-Ya bu !?
-Özlem !
-Peki ya bu !?
-Ateş.
-Neden sıcak ?
-Iıımm !? hımm!
-Tamam. Sıktı sanırım sorular. (Yumaşatayım biraz..!).....Son soru .! Bu ne ? (cevabı, 'İnsan' olan sorunun, yekten cevabının verilebilmesinin saçmalığından çok, bu sorunun saçmalığının ağır basması gibi bir sessizlik...)
-(Yanında hiç tanımadığı kişiden medet umarcasına; dönüp ona danışır.) Kafa mı açıyo lan bu ..!!
-........... (Evet. Belirsizliğin sınırını belirtir bu tavır. 'Kafa açmak!' ulvi bir tanım taşımaya başlar. Sorgulamaların sıkmaktan öte sorulmaması gerektiği kabulünün yapıldığı yerdir orası artık.)
Susmak eylemi ince çağrışımlar yapar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder