“Oysa varlığını kanıtladığım bütün eylemler yokluk adına.
Şimdi, kırılanların toparlanması kadar densiz sayılabilecek mahrumiyetler yoksunluğu ve kırılan toparlanmışlıklarımın adını koymadığım varlıklarıyla sınırlıdır verilen değerler.”
Üste vazife sayılan kişisel tercihlerin sorgusunu kimse yapamazcasına yaşıyor insan. Sorgusuz kalacak infazların sehpası hazırdır, yüreklerde sanılan, insanın konfor dolu hayalleri.
Suç, adresini bulabileceği eylemlerin patlak noktasındadır. Sahiplenilmeyi beklediği an teslimiyetin çığırtkanlığı yapılıyor demektir. Sinsi bir çıngırağın ıslıkla süslenmiş çocuklukta saklı olduğunu kabullenmek gerek, elden silah düşünce. Kalkanı hiç tutmamak marifet diye gizlenen çocukluk öğretileri kalır, kan sızısını savaşmadan yaşayınca.
Gözde büyütülen anlamların bütünüdür. Söküp dikilen sözlerden geçen anlamsızlıkların sıkıntısı yaşar, sığdığı her delikte.
Söylemek istediklerimle, aynı yerde durmasına çaba harcadığımı fark ettiğim gizlerin, adresi geliyor aklıma bazen!
Orda söylediklerim kalıyor, ağırlığıyla yaşamın.
O adresi hatırlıyorum bazen!
“Oysa” formun hacmi belli olmuştur “Bazen”!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder